Türkçesi(!) “konversiyon bozukluğu” imiş. Başıma gelen buymuş sanırım.
- Prize parmak dürtmüş gibi titremece.
- İçinin dışına çıkacak gibi olması.
- Öyle bi üşüme ki oeh yani.
- Kasların neredeyse hepsinin istemsiz kasılması.
Yukarıdaki zımbırtıların ortak ismi psödonöbet imiş. Kendimden biliyorum. Şu psikiyatrinin türkçesinden de bi anlasam zaten…
Konversiyon terimini ilk kullanan Freud imiş. Freud’a göre bilinç dışında bastırılmış ve rahatsızlık veren düşünceler, döndürme mekanizmasını kullanmak suretiyle bu hastalığa neden olmakta imiş. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesi olarak da yorumlanabilirmiş. Böyle buyurmuş bilimsel insanlar. Haksız da sayılmazlar.
İyi görünmeye çalışmak, bir yerden sonra yoruyor insanı. Ama çok alakasız bir ana denk gelmesi ve zaten ayarı kaçmış olan bilincin altının buna yine gereksiz anlamlar yüklemesi de yangına körükle gitmek değil de nedir.
Neyse, şimdi yine kendimi “iyiyim” diye kandırmaya devam edeyim ben…
ne kandirmasi lan! seerim seni, iisin zaten! sicirtma!
sed
iyiyim diye kandırma kendini iyi ol! yoksa benim gibi olursun.. bak bana piyangodan ne çıktı
Google Reklamları
Panik
Kaygi
Kalp Krizi
ben uzaktayım ya, ondan böyle oldun sen; dur az kaldı biraz sabret geliyorum yarın!
ehauehaueau
psikiyatri bilgini yerim anam
kendi kendine tanı koyan kankişim uheuahe 
ahmet
sorunumun bu olduguna sevinemedim.