| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Eki | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 | |||
1 Temmuz 2008 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Uzun zamandır ilgilenemedim ama arada bi’ bilgilendirme gerekiyor artık sanırım;
Daha fazlasına üşendim…
Bu kadar.
26 Eylül 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Yakındır.
Sıkı bi temizlik zamanı gelmiş de geçiyor bile sanırım, yine…
Yalnız bunun için uğraşıp, daha fazla vakit kaybetmeyeceğim. Zaman aşımının aşındırmasını beklemek en makul çözüm gibi görünüyor.
Daha fazlasını buraya yazacak kadar da önemsemiyorum bu konuyu. Kısacası; üşendim.
Ama evet, yakındır.
27 Ağustos 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Soru: A şehrinden V km/sa hızla B şehrine doğru ilerlemekte olan bir araç içerisindeki yolcular takriben kaç saat sonra kafayı yer?
Cevap: 4 saat 10 dakika
Evet bugün bir rekora imza attık;
İşten eve tamı tamına 4 saat 10 dakikada gelebildim!
Bakalım ne zaman isyan bayrağını çekeceğim…
Sıyırmam yakındır, cidden bak.
10 Ağustos 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Başlıkta Türkçe karakter kullanmayışım imkansızlıktan değil asabiyettendir. İşten eve gelmek 2.5 saat sürer mi ya! Eh be İstanbul, şehir içinde şehirlerarası yol çektirdin ya bana, ne diyeyim!
Taşınmak farzdır artık, bariz…
Ötesini yazmaya mecalim yok; gidip müsait ve münasip bi yerde bayılana kadar kitap okuyayım bari.
Bu arada “9“, güzel kitap galiba. Tavsiye ederim.
26 Haziran 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
İnsanın canı acır. İnsandır ve haliyle mümkündür.
Ama bazen, durduk yere değil sebepli acır…
Muhakkak bir sebebi vardır, kendinden bile saklamaya çalıştığı ama eline yüzüne bulaştırdığı.
Bu da böyle geçsin kayıtlara…
Tehey gidi günler be.
20 Mayıs 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Bu rakı ne ilginç bir içecektir böyle. Farkettiysen içki demiyorum, içecek diyorum. İçkiden saymıyorum kendilerini.
Hea saygıda kusur etmeyeyim; masalarımızda önemli bir yere sahiptir. Örneğin; baş köşe.
Ama farkettim ki baya zamandır bunun farkındaydım ama yazmak bugüne kısmetmiş; bu haltın ayrı bir mevzuu var.
Şöyle ki; keyifle içilirse keyif veriyor, efkarla içilirse adamın ağzına sıçıyor!
Ben keyifli tarafına denk geldim, pek hoşsohbet doğrusu.
Eh demek ki neymiş? Biz sadece içeriz, rakı bize yolu gösterir ne de olsa…
Bu da böyle loglanmış olsun buraya.
Bu arada kısmet derken? ![]()
16 Mayıs 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Bu aralar, son 6 aylık dönemde ne tarafından bakarsan bak tepetaklak olmuş olan hayatım sanıyorum ki yoluna giriyor. Ya da dokunmayınca kendi yolunu buluyor…
Bu durumun iyi geldiğini de inkar edecek kadar nankör değilim.
Bakalım bugün ve sonraki günlerde neler olacak. Gerçekten çok merak ediyorum!
Not: Yazıyorum işte. ![]()
3 Mayıs 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Aldığım duyumlara göre genç blog takipçileri serzenişte imiş. “Niye bi’şey yazmıyosun, okuyamıyoruz” tadında sitemlerinde haklılar doğrusu.
Bu aralar o kadar yorgun ve yoğunum ki, yazacak bi’şeyler yaşayamıyorum maalesef. Kendi içimde yaşadıklarımı da fazla aleni hale getiresim yok açıkçası.
Ama en kısa zamanda muhakkak yazacak bi’şeyler çıkacaktır diye umuyorum.
Budur maruzatım.
Not: Vega - Serzenişte güzel parçadır. Dinle, dinlet! ![]()
28 Nisan 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
İki gündür salya sümük, ağız burun birbirine karışmış vaziyette kendimi odadan odaya atıyorum. Geçmiyor lanet şey! Uyuz olmaya başladım bu burun akıntısına yavaştan.
Bu halde bile kalkıp şuraya Gripin fotoğrafı bulup ekledim ya, ne diyeyim kendime!
Neyse, yatayım da iyileşmeyi umayım bari… *fırk*
14 Nisan 2007 tarihinde, gkhn tarafından yazılmış.
Kategoriler: laf ola beri gele.
Türkçesi(!) “konversiyon bozukluğu” imiş. Başıma gelen buymuş sanırım.
Yukarıdaki zımbırtıların ortak ismi psödonöbet imiş. Kendimden biliyorum. Şu psikiyatrinin türkçesinden de bi anlasam zaten…
Konversiyon terimini ilk kullanan Freud imiş. Freud’a göre bilinç dışında bastırılmış ve rahatsızlık veren düşünceler, döndürme mekanizmasını kullanmak suretiyle bu hastalığa neden olmakta imiş. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesi olarak da yorumlanabilirmiş. Böyle buyurmuş bilimsel insanlar. Haksız da sayılmazlar.
İyi görünmeye çalışmak, bir yerden sonra yoruyor insanı. Ama çok alakasız bir ana denk gelmesi ve zaten ayarı kaçmış olan bilincin altının buna yine gereksiz anlamlar yüklemesi de yangına körükle gitmek değil de nedir.
Neyse, şimdi yine kendimi “iyiyim” diye kandırmaya devam edeyim ben…